Yaza Hazırlık Rotaları

Yaz demek çalışanların izin dönemleri, öğrencilerin tatilleri, hemen hemen her bölgenin hareketlendiği bir mevsim demek. Hal böyle olunca yaz yaklaştıkça herkesin aklında ortak tek bir soru beliriyor. Bu yaz nereye gitsek? Kimimiz sıcak kumlardan serin sulara atlayabileceğimiz, sabahlara kadar eğlenebileceğimiz bir yaz tatili hayal ederken, kimimiz yılın yorgunluğunu atıp kafa dinleyebileceği sakin bir tatil arayışında. Ülkemiz ise her açıdan olduğu gibi tatil açısından da oldukça geniş bir yelpazeye sahip. Bir günde dört mevsimin yaşandığı bu güzel ülkede o an canınız hangi mevsimi çekiyorsa o mevsime ulaşmak oldukça kolay ve zahmetsiz. Bu yazımızda her ruh haline ve isteğe uygun tatil önerisi bulabileceksiniz.

Çeşme, İzmir

Koyları, plajları, berrak denizleri, bir masaldan fırlamışçasına olağanüstü evleriyle Çeşme, yaz rotalarının ilk duraklarından. Her yıl yaz aylarında yerli ve yabancı binlerce turist Çeşme’ye akın ediyor. Peki bir gidenin tekrar gitmek için gün saydığı Çeşme’yi bu kadar cazip kılan sebep ne? Aslında sebep değil sebepler demek daha doğru. Çünkü Çeşme’nin güzelliğine güzellik katan onlarca neden var. Çeşme içerisinde başlı başına bir gezi mekânı olan Alaçatı renkli taş evleriyle büyülü bir atmosfere sahip. Alaçatı pazarı ve çarsısıyla renkli bir simaya sahip. Buralardan şile bezi elbiseler, el emeği takılar, çantalar ve daha birçok ürünü satın alabilirsiniz. Alaçatı restoranları da misafirlerine enfes deniz ürünleri sunmakta oldukça mahir. Alaçatı’dan sonra Çeşme’de mutlaka uğramanız gereken diğer bir durak Ilıca Plajı. Bu plaja adım attığınızda kendinizi egzotik bir kumsalda hissediyorsunuz. Bembeyaz kumlarıyla Ilıca Plajı günbatımının en güzel renklerine de ev sahipliği yapıyor. Sevecen Çeşme güneşinin altında plajın beyaz kumlarına uzanıp yılın tüm yorgunluğundan kurtulabilirsiniz. Bunun yanında Çeşme size birçok su sporunu yapma imkânı da sunuyor. Çeşme’ye uğramışken damla sakızlı muhallebiyi de mutlaka tatmanızı tavsiye ediyoruz. Çeşme’nin doğal güzelliklerini bir bir görmek ve bu cennet yerde konaklamak için hemen şimdi Çeşme otelleri sayfasına göz atmanızı öneriyoruz.

Kaş, Antalya

Ruhu olan tatil beldelerinden Kaş. Diğer tatil beldelerine nazaran sükûnet ve dinginliği ile öne çıkıyor. Fakat Kaş’ta sükûnetle beraber müthiş bir özgürlüğü de iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Tarihin ve doğanın iç içe olduğu bu belde yaz tatilinizi geçirebileceğiniz en ideal yerlerden. Öte yandan diğer tatil beldelerine nazaran oldukça ekonomik. Tarihin ve doğanın iç içe olduğu Kaş aynı zamanda Türkiye’nin en popüler dalış merkezlerinden. Dalış ve su sporları ile ilgiliyseniz Kaş turunuza Kekova’dan başlamanızı tavsiye ediyoruz. Tekne turları ile ulaşabileceğiniz Kekova’da Batık Şehir’i de gezi rotanıza ekleyin. Boşuna tarihle iç içe demiyoruz. Kaş’ta birçok antik kent ve tarihi kalıntı mevcut. Patara ve Likya antik kentleri ise en bilinenlerinden. Patara plajı ise Caretta Caretta kaplumbağalarının yumurtlama noktalarından. Dünyadaki en uzun 11.sahili olan Patara Plajı Caretta Caretta’lardan dolayı sit alanı olarak koruma altına alınmış. Bunun yanında Kaş olağanüstü güzellikte plajlara da sahip. Kaputaş Plajı Kaş’ın en güzel plajlarından. Kaş’a yolunuz düşerse tüplü dalış yapmayı, Kekova’da tekne turuna çıkmayı ve yamaç paraşütünü deneyebilirsiniz. Ayrıca Kaş’ın birbirinden güzel restoranlarında enfes deniz mahsulleriyle güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Antalya’nın en güzel ilçelerinden olan Kaş’ta rüya gibi bir tatilin kapılarını aralayan Kaş otelleri ile tatilinizi planlamaya başlayabilirsiniz.

Kemer, Antalya

Kumsallarında ağaçlarını şemsiye gibi kullanabileceğiniz bir tatil beldesi Kemer. Orman ve deniz öyle iç içe ki, ağaçlar çoğu yerde kumsallara kadar inebiliyor. Antalya’ya uzaklığı 43 km olan Kemer’in doğası ve tarihi el değmemiş denebilecek kadar iyi korunmuş. Görkemli dağları, antik kentleri, berrak denizleriyle Kemer Akdeniz’in en önemli tatil noktalarından. Bu yaz rotanızda Kemer varsa gezinize Kemer’in antik kentlerinden başlayabilirsiniz. Olimpos ve Phaselis adındaki antik kentler Kemerin en önemli tarihi merkezlerinden. Olimpos’un tepesinde yer alan ve sonsuz ateş olarak adlandırılan Yanartaş ziyareti hak eden yerlerden. Olağanüstü bir güzelliği olan Adrasan Plajı’nda denizin ve güneşin tadını doyasıya çıkartabilirsiniz. Kemer’in 27 km uzağında bulunan Beldibi Mağarası’nı gezeceğiniz yerler listesine mutlaka eklemenizi tavsiye ediyoruz. Antik devirlerden kalma bu mağaranın duvarlarında eski dönemlerde çizilmiş insan ve hayvan figürleri hala görülebiliyor. Göynük Kanyonu da Kemer’de mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Çeşitli su sporlarının düzenlendiği kanyon adrenalinle beraber müthiş bir doğal güzellik vadediyor. Yörüklerin bolca bulunduğu Kemer’de Üçoluk Yaylası size farklı bir dünyanın kapısını aralıyor. Teknolojiden ve modern zamanlardan adeta soyutlanmış yaylada zaman durmuş gibi hissediyorsunuz. Kemer otelleri ve diğer butik işletmelerden bütçenize en uygun olanı seçerek tatiliniz için plan yapabilir ve böylelikle erken rezervasyon fırsatlarından faydalanabilirsiniz.

Bodrum, Muğla

Her gidenin kendine göre farklı bir yüzünü gördüğü Bodrum yaz rotalarının vazgeçilmez duraklarından. Bodrum’a hangi amaçla giderseniz gidin beklentilerinizi mutlaka karşılıyor. Şayet beklentiniz zirve noktalardaki eğlence ve gece hayatı ise özellikle yaz sezonunda beklentilerinizin de üzerinde eğlencelerle karşılaşıyorsunuz. Yok, ben sakin bir Ege sahilinde dingin bir tatil geçirmek istiyorum diyorsanız Bodrum bu sefer sakin yüzüyle karşınıza çıkıyor. Bodrum her ne kadar plajları ile öne çıksa da tarihle kopmayan bağları da mevcut. Dünyanın yedi harikasından olan Halikarnas Mozolesi Bodrum’da yer alıyor. Halikarnas Mozolesi’nin yanında dünya genelinde de büyük öneme sahip olan sualtı batığı da Bodrum’da bulunuyor. Sualtı batığından çıkartılan eserler ise Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Bodrum’un tarihi yapılarından biri olan Bodrum Kalesi’de ziyaretçilerini bekliyor. Bodrum’u Bodrum yapan plajlara değinmezsek olmaz. Bitaz Plajı, Yalıkavak, Turgut Reis, Türkbükü Bodrum’un en bilindik plajlarından. Özellikle Türkbükü son yıllarda bir lahmacunun 100 TL olmasıyla öne çıksa da yaz aylarında özellikle ünlüler tarafından mesken tutuluyor. Tabi Türkbükü’ne giden herkesin lahmacuna 100 TL ödeme gibi bir zorunluluğu yok. Bize sorarsanız 100 TL’niz cebinizde kalsın. Siz de turunçgil bahçeleriyle çevrili beyaz evli sokaklarda güzel bir Bodrum turuna çıkın. Bodrum otelleri sayfasından dilediğinizi seçip, online rezervasyon yaptırabilir ve Bodrum’un tüm doğal güzelliklerini yakından görme fırsatı elde edebilirsiniz.

Kapadokya, Nevşehir

Yaz denilince herkes sahil bölgelerine akın etse de Türkiye’nin iç bölgelerinde, deyim yerindeyse yüreğinde yer alan gezi rotaları var. Kapadokya onlardan biri. Elbette size deniz, kum, güneş vadetmiyor. Fakat Kaf Dağı’nın ardında olduğu söylenen masal ülkelerinin oldukça gerçek bir tasviri olan Kapadokya her haliyle misafirlerini büyülüyor. Kapadokya adı Persçede Güzel Atlar Ülkesi anlamında kullanılıyormuş. Lavların katılaşması ile oluşan peri bacaları adına Kapadokya dediğimiz geniş coğrafyaya masalsı bir görünüm katıyor. Taşlara oyulmuş evleri, yerin altına inşa edilmiş şehirleri, kiliseleri ve artık Kapadokya ile özdeşleşmiş balonlarıyla Kapadokya bir günde gezilemeyecek kadar etkileyici ve zengin. Gezinize Kapadokya denilince ilk akla gelen bölge olan Göreme ile başlamanızı tavsiye ediyoruz. Göreme’de Güllüdere Vadisi, Zemi Vadisi, El Nazar Kilisesi başlıca ziyaret noktalarından. Ayrıca Sunset Point günbatımı eşliğinde semada uçuşan rengarenk balonları izlemek için en iyi nokta. Sunset Point’e yolunuz düşerse fotoğraf makinenizi yanınıza almayı ihmal etmeyin. Öte yandan Uçhisar, Avanos, Ürgüp Kapadokya bölgesinin mutlaka ziyaret edilmesi gereken noktalarından. Özellikle Ürgüp tarih açısından oldukça zengin bir nokta. Ayrıca Türkiye’nin ilk özel bebek müzesini Ürgüp’te ziyaret edebilirsiniz. Masallar diyarından fırlamış bu eşsiz bölgede birkaç gün konaklamak için hemen şimdi Kapadokya otelleri sayfasına göz gezdirebilirsiniz.

Bozcaada, Çanakkale

Dönerken tekrar ne zaman geleceğinizi hesap ettiğiniz mükemmel bir yer Bozcaada. Adaya adımınızı atar atmaz beraberinizde getirdiğiniz stres, endişe gibi olumsuz duygular yerini dinginliğe bırakıyor. Ağustos sonu için bir gezi planınız varsa tercihinizi Bozcaada’dan yana kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Çanakkale’ye bağlı olan Bozcaada’nın ilginç bir özelliği ise kendine bağlı hiçbir köyün olmaması. Aslında bir Rum yerleşimi olan Bozcaada’nın Rumca adı Tenedos. Bugün adada azınlık da olsa yaşayan bir Rum nüfusu var. Türkler ve Rumların hoşgörü içerisinde yaşadığı adanın taşına toprağına bu güzel erdem yerleşmiş. Burada yaşayanlar geçimini üzüm bağları sayesinde sağlıyor. Bugün Bozcaada ülkemizin en iyi şaraplarının yapıldığı yer olarak biliniyor. Geçtiğimiz yıl New York Times’ın görülmesi gereken 52 yer listesinde yer alan Bozcaada huzurlu bir tatil isteyenler için bulunmaz mekanlardan. Tatilinizi özellikle eylül ayının ilk haftası düzenlenen Bozcaada Bağbozumu Festivali’ne denk getirirseniz farklı bir deneyim yaşayabilirsiniz. Ayrıca adada dalış ve rüzgâr sörfü için elverişli yerler de mevcut. Adaya uğramışken damla sakızlı kurabiyesini de tatmadan dönmeyin.

Bozcaada otelleri arasından en beğendiğinizi seçerek erken rezervasyon fırsatlarını yakalamayı unutmayın.

Fethiye, Muğla

Binlerce yıllık önemli bir yerleşim yeri olan Fethiye doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi birikimiyle de öne çıkıyor. Antik zamanda “Işık Yurdunun İnsanları” olarak adlandırılan Likyalılar Fethiye’yi hakimiyet altına almış. Tarih boyunca el değiştirdikçe ismi de değişmiş Fethiye’nin. Bugünkü adı ise uçağı düşürülen ilk şehit pilotlarımızdan biri olan Fethi Bey anısına verilmiş. Fethiye’de gezilecek yerler ise bir hayli fazla. Gezinize eski Fethiye olarak adlandırılan Tarihi Paspatur Çarşısı’ndan başlayabilirsiniz. Bu çarşıdan bölgeye özgü birçok ürünü alma şansınız mevcut. Fethiye demişken Ölüdeniz dememek elbette ki olmaz. Ölüdeniz “Tanrının dünyaya bağışladığı cennet” olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde oldukça ünlü olan bu bölge ülkemizin de en güzel köşelerinden. 2006’da dünyanın en güzel kumsalı olarak seçilen Ölüdeniz onlarca ödülün de sahibi. Ölüdeniz sahilinde uzanıp havadaki renkli paraşütleri izlemek ise dünyanın en keyifli aktivitelerinden olabilir. Ölüdeniz dışında mutlaka uğramanız gereken bir diğer durak ise Faralya Köyü. Bu köy The Times tarafından Türkiye’deki 6 gizli tatil cenneti arasında gösterilmiş. Sit alanı olarak koruma altındaki köy Likya yolu üzerinde bulunuyor. Sırtını Kızılçam ağaçlarıyla dolu bir dağa yaslayan köyü mutlaka görmenizi tavsiye ediyoruz. Fethiye otelleri sayfasındaki onlarca farklı seçeneğe göz atabilir ve konaklayacağınız otele karar verdikten sonra rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz.

Amasra

Fatih’in “Dünyanın Gözü” lakabını yakıştırdığı Amasra yeşilin ve mavinin tarihle iç içe olduğu şirin bir belde. Patika yollarını olan küçük bir belde olsa da Amasra’da iç içe geçmiş ziyarete değer birçok mekân bulunuyor. Bunun yanında irili ufaklı 120’ye yakın mağara bulunuyor. Gürcüoluk Mağarası bu mağaralardan en bilineni. Mağarayı ziyaret ederseniz binlerce yıldır mağarayı evi bilmiş kalıntılara rastlayabilirsiniz. Küçük Liman olarak adlandırılan bölgedeki Direkli Kaya’nın da geçmişi oldukça eskilere dayanıyor. Rivayete göre geçmişte Kraliçe Amatris’in hamam olarak kullandığı bir havuzmuş. Bugün antik bir havuz olan Direkli Kaya mermerden iskelesi ve taşa oyulmuş basamaklarıyla farklı bir görünüm sergiliyor. Amasra’daki Arkeoloji Müzesi ise tarih severler için bulunmaz bir mekân. Müzede Roma’dan Osmanlı’ya birçok medeniyetin miraslarından nadide eserler sergileniyor. Yazın sıcağından bir nebze de olsun kurtulacak bir yer arayışındaysanız Amasra’daki Göldere Şelalesi yanında hem piknik yapabilir hem de yaz sıcağından geçici olarak da olsa kurtulabilirsiniz. Amasra’nın en popüler mekanlarından olan Ağlayan Ağaç Kafe’ye de mutlaka uğramanızı tavsiye ediyoruz. Yüksek bir konumda olan kafede her yönden esen rüzgâr yaz ayında dahi sizi üşütebilir. Ayrıca burada bulunan dürbünlerle Tavşan Adası’nı izleyerek keyifli vakit geçirebilirsiniz. Amasra otelleri arasından seçim yapmak elbette zor ama, tercihlerinizi göz önünde bulundurarak seçiminizi kısa sürede yapmanız mümkün.

Trabzon

Karadeniz’in en güzel şehirlerinden olan Trabzon her mevsim yağışlı havasıyla yaz sıcaklarından bunalanlar için oldukça ilgi çekici bir tatil mekânı. Gözünüzün yeşilin her tonuna doyacağı Trabzon 4000 yıllık bir geçmişle tarih severler için de keşfedilmeyi bekleyen bir şehir. Aşırı oksijenden başınızı döndürecek bir yaz tatili için yönünüzü Trabzon’a çevirin. Trabzon deyince ilk akla gelen iki yer var, onlar da Uzungöl ve Sümela Manastırı. Uzungöl dergilerde, takvimlerde resimlerini gördüğümüz ve gerçek olup olmadığı konusunda şüpheye düştüğümüz mekanlardan. Öylesine güzel ve olağanüstü ki şu an hala böyle yerlerin kalıp kalmadığı konusunda şüpheye düşürüyor. Kartpostallardan fırlamış gibi duran bu doğa harikası yaz tatilleri için de ideal noktalardan. Son yıllarda artan turizm faaliyetlerinden dolayı Uzungöl’de birçok konaklama tesisi de mevcut. Kavurucu yaz aylarında otelinizin balkonuna çıkıp Uzungöl manzarası eşliğinde kahvaltınızı yaparken üzerinize hırkanızı da almanızı tavsiye ediyoruz. Zira burası yazın da oldukça serin. Sümela Manastırı ise Trabzon’un bir diğer cazibe merkezi. 1923’e kadar dini merkez olarak faaliyette olan Sümela Manastırı’na ulaşım biraz zahmetli. Koca bir dağın dik yamacına kurulmuş manastırda 2010’dan bu yana Hristiyanlar tarafından Meryem Ana’nın göğe yükseldiği gün olarak kabul ettikleri tarihte büyük bir ayin düzenleniyor. Yemyeşil bir vaha olan bu doğa harikası şehre gitmişken birkaç gün kalmadan olmaz değil mi? Hemen şimdi Trabzon otelleri sayfasından seçiminizi yapabilirsiniz.

Mardin

Bu yaz deniz ve güneşi ikinci plana atıp, şöyle kültürel bir geziye çıkayım diyorsanız Mardin’in çağrısına kulak verin. Caminin, manastırın, kilisenin, türbenin ve hemen hemen her dinden insanın bulunduğu Mardin, bin yıldır dilinden düşürmediği hoşgörü türküsüyle kilometrelerce uzağa sesini duyurabilen etkileyici şehirlerden. Şehri tam anlamıyla gezmek için en az 3 gününüzü ayırmalısınız. Çünkü Mezopotamya’nın bu alımlı kızı binlerce yıldır birçok uygarlığın gözdesi olmuş. Haliyle o uygarlıkların Mardin’e bıraktığı yüzlerce armağan var. Yapılış tarihinin 10. yüzyıl olduğu düşünülen Mardin Kalesi şehirde ilk ziyaret edilecek noktalardan biri. Burası “Kartal Yuvası” olarak nitelendiriliyor. Sümerlilerden Osmanlı’ya geçen binlerce yılın halen yaşayan tanığı olan kaleden Mezopotamya’nın muhteşem manzarası olanca gerçekliğiyle izlenebiliyor. Mardin Kalesi’nden sonra kalenin altında bulunan Zinciriye Medresesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Döneminde rasathane olarak da kullanılan medrese mimarisi, özellikle de taş işlemeleriyle oldukça dikkat çekici bir yapı. Mardin’e yolunuz düştüyse Deyrulzafaran Manastırı’na da mutlaka uğrayın. Süryanilerin bilinen en eski mabedi olan manastırın harcına katılan safran çiçeğinden dolayı bu adı aldığı söyleniyor. Manastırın en dikkat çekici yanı ise tavanı. Bu tavan inşasında kullanılan taşlar için hiçbir harç kullanılmamış. Otantik Mardin otelleri ile unutamayacağınız bir tatile hazırsanız, buraya tıklayabilirsiniz.

Pamukkale, Denizli

Denizli dendiğinde akla ilk gelen yer şüphesiz Pamukkale. Denizli’nin bu şirin ilçesi travertenleri, tarihi yapıları, mağaraları ve adrenalin sporlarıyla yılın her mevsiminde yoğun ziyaretçi akınına uğruyor. Fakat en dikkat çekici yeri ise şüphesiz travertenleri. Çoğu kişi Pamukkale’ye hatta Denizli2ye travertenleri görmek için geliyor. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan travertenler ilk görüşte insanı kendine çekiyor. Beyaz elbiseli naif bir kız edasında sularının usul usul aktığı travertenler kristal beyazlığıyla oldukça göz alıcı. Rotanızı Pamukkale Travertenleri’ne çevirdiyseniz fotoğraf makinenizi muhakkak yanınızda götürün. Zira bu mekânda enfes kareler yakalanıyor. Zaten etrafta düğün, nişan vb. fotoğrafları çektiren birçok çift göreceksiniz. Travertenler yanındaki Yeşil Dere Şelalesi de yaz aylarında oldukça rahat edeceğiniz mekanlardan. Şelale yanındaki restoranlardan alabalık yemeden buradan ayrılmayın. St. Philippe Martyrion Kilisesi, Hieropolis Antik Kenti, Laodikya Antik Kenti ise Pamukkale ilçesindeki tarihi kalıntılar. Hieropolis Antik Kenti Bergama Kralı tarafından kurulmuş ve bugün UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor. Bunun yanında Pamukkale’de yamaç paraşütü, jeep safari, su sörfü, dağ yürüyüşü gibi çeşitli aktiviteleri yapma imkânınız bulunuyor. Pamukkale otelleri arasından seçiminizi yaptıktan sonra dakikalar içerisinde online rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: